• Shiv

Oynamak istemiyorum.

Güncelleme tarihi: 13 Oca

Neden çekip gitmiyorsun diye kendime günlerce sorup cevaplayamadığım zamanları hatırlıyorum. Arada hala aklıma geliyor bu soru ama üzerinde düşünmeyi bırakmıştım. Dün dedemi görene kadar.


Akciğer kanseri kendisi. Yaşı 80'den fazla ve kanser yayılmaya başlamış durumda. Bağırsaklardan karaciğere kadar girmiş. Ölüm kapısında ve zili çalması an meselesi. Büyük bir adam dedem. Büyük derken dünya ve sistem için yaptıklarından bahsetmiyorum. Adil, temiz, ahlaklı ve iyi niyetli birisi. Gittiği zaman burada bıraktıklarını çok üzecek.


Ben de tam olarak bu yüzden gitmeyi istemiyorum. İntihar bir kaçıştır. Korkaklıktır. Tabii ki istisnai durumlar söz konusu olacaktır. Biri için kendini feda etmek ya da düzenli bir işkence sizi direkt çıkışı aratmaya zorlayabilir. Hatta ağır depresif durumlarda zihnin elinizden kaçıp gitmesi ve geçmişte yaşanan sanrılara takılı kalıp fişi çekmek de anlayış(!) gösterilebilecek bir durum. Artık ihtimallere bile inancınızın kalmadığı durumlarda bile bu hissiyatı boynunuzda hissettiğinizi biliyorum. Aklınıza gelmesini istediğim bir şey var; Gelecek.

Neden geçmişte yaşadıklarınız sebebiyle, geleceğinizden vazgeçiyorsunuz?


"İstemiyorum" dediğinizi duyar gibiyim. Gelecekte neler olacağını biliyorsunuz o halde. Gelecekte nasıl bir insan olacağını bile bilmiyorsun, neyi istemediğini nasıl bilebiliyorsun?

Varoluşun sebebiyle çabalamalısın. Kendin için istemediğini biliyorum. Seni sevenler için.


Dedem hatırlattı tekrar bana bunları. Yaşadığı hayat ve zorluklar, modern birey için oldukça farklı. Zaman ve teknoloji farkı oldukça yüksek, bu nedenle bir kıyaslama yapmayacağım. Üzerinde durmak istediğim konu, eğer o fişi çekseydi şu an bu yazıları okuyamıyordunuz. Görevini yaptı, veda edecek artık. Arkasında bıraktığı 'iyilik' dalgasıyla.


Sistemin insan hayatına verdiği değer sadece beyin ve kas gücü. Makine için bir dişli. Daha fazlası değil. Hiç samimi değil. Bunu düşününce bile intihar etmek istiyor ama hayır.

İntihar edecek bir insanın içindeki iyiliği yayması gerektiğini düşünüyorum. Hatalı bir görüş olabilir ama o noktaya gelmiş kişinin, ortalama bir insandan daha fazla potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Yapabileceklerini ortaya koyamaması, onu bu noktaya getirmiş dahi olabilir. Kendinizi güvendiğiniz bir ortama sokun. Huzuru arayın. Sizi zorlayan şeyleri, hayatınızdan bir müddet de olsa çıkarın. Mekaniklerinizi değiştirin. Radikal kararlar almaya gerek yok. Küçük değişikliklerle neler elde edebiliyorsunuz bunlara bakın. Yeni mücadeleler bulun. Hırsınıza yenilmeyin. Yalnız değilsiniz. Arayın. Kim olursa olsun arayın. Gerekirse beni. Size iyi gelecek birini. İstemediğinizi biliyorum ama zorlayın. Kendinizi, geçmişinizi sürekli ortaya getiren zihninizle baş başa bırakmayın. (Bu laf sanaydı Darky. Seviyorum seni, o kadar agresif değilsin iyi ki.)


Bu sistem değil, hayatın birebir kendisi yaşamaya değer. Alabilecekleriniz ya da maddi zenginlikleriniz hakkında konuşmuyorum. İnsanlarla kuracağınız bağlar, onların sizin, sizin onların hayatında yapacağınız değişiklikler ve ortaya çıkan hikayeler yaşamaya değer. Bunların bazıları kötü bazıları iyi olacak tabii ki. Üzüleceksiniz de sevineceksiniz de. Hayatın kendisi bir frekans, Tesla abinin dediği gibi. Bırakın hayat içinize dolsun.


Son olarak, sen bana çok iyi geliyorsun bal. Rahatla ve derin bir nefes al.


Reckful'a...



Kapak Görseli: Karina Meier

31 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör