• Shiv

Gece'nin Gölgesi

Eskiden '4' rakamını çok severdim. Gözüme oldukça karizmatik gelirdi. Fazlaca köşesinin olması, uzun düz çizgilere hakim olması ve farklı insanlar tarafından çeşitli yazım şekline sahip olması belki de benim ilgimi çeken özellikleriydi. Biraz çift sayılara olan eski ilgimden de kaynaklı olabilir bu durum, bilmiyorum. Ancak matematik seviyem ilerledikçe aslında asıl hainlerin çift sayılar olduğunu anladım. Hepsi 2'ye hizmet ediyor, ondan feyz alıyorlardı. Asla söylediklerinden çıkmıyorlardı. Hele benim sevdiğim o '4' rakamında 2'şer tane 2 vardı. Nefes alamıyordum. Bana artık biat etmeyen bir sayı lazımdı. Sonradan öğrendim ki aslında herkesin hoşuna giden bir rakammış, '7'. Beni de bağladı kendine. Hala da öyle ama her zaman içimde kurtarılmayı bekleyen bir rakam, 4.


4'ü sevdiğim ilkokul ve ortaokul zamanlarında tek sayılar bana, o zamanlar henüz tanışmadığım Allan Poe şiirlerindeki karanlığı ve korkutuculuğu anımsatmıştır. Terkedilmiş(!) ormanda, aslında orman ve içindeki binbir çeşit hayvanla olmana rağmen, çift sayılardan ayrılmış olmanın verdiği yalnızlık ve korkuyu hissettiriyordu başlarda bana. Zaman, o engebeli nehrinden umarsızca akarken beni de biraz kararttı tahmin edersiniz ki. Ben büyüdükçe bu orman artık bana korkutucu gelmekten ziyade, huzur ve rahatlık hissettiriyordu. Bakın mutluluk demedim. Mutlu olmak istemiyordum. Sadece içinde bulunduğum dinginliği korumak istiyordum. Ancak tek sayı olma, şehrin merkezinde insanlarla beraber yaşarken düzenli olarak '2' ile işlem yapmaktan dejenere oluyordu. Ya çift sayı olur, 2'ye biat eder ve ondan emir alırsın ya da tek sayı kalır 2'ye saygı duyar ama onunla yaşamayı reddedersin gibi bir tercihe döndü.


Kendine iyi bak 4 ve onun efendisi 2.


Tekler ve çiftler... Sayılar hakkında düşündükçe insana hakikatten usul usul bilgi sızdırıyorlar. Özellikle çift sayıları modern insana oldukça benzetiyorum. Popüler kültüre bulaşan, tek doğru bilimin(!) ışığında ilerleyen ve teknolojiyi çevrimiçi fotoğraf yükleme uygulamalarında son derece profesyonel olarak kullanan, buradan istediğini aldıktan sonra kolayca sıyrılmayı başaramamış, yakaladıkları ilgiye tabiri doğru olacaksa bağımlı olmuş, çift sayıların o tatlı ve hoş sohbetine gönlünü kaptırmış insanlara yakınsıyorum.


Bir ürünün (bilim diyebiliriz buna) devamlı olarak farklı türevini alarak başka yepyeni bir ürün üretiyormuş gibi davrandırtıyor insana. Konfor ve işlevsellik başlığı altında yenilikçi ve tebrik edilmesi gereken bir şeymiş gibi lanse ediyor. Aykırılığı ve özgünlüğü öldürüyor. Hiçbir sayının, 2'nin iznini almadan işleme ve sisteme giriş yapmasına izin verilmiyor. İzini geçin, çift olarak bir kimliğiniz yoksa kabullenilmiyorsunuz toplum tarafından (Böyle bir ayrım açmaktan hiç hoşlanmam ama 'Metaverse' denen fenomen tam olarak bu noktada harika bir önek olacak. Kripto teknolojisi ile bireysel birlikteliğin bir yöntemi aranırken, sicim teorisi ile enerji transferi konuşulup bu teknolojinin quantum ile entegrasyonu sayesinde ışınlanmaya giden bir y0l olabileceği düşünülürken, bizler bu teknolojiyle çevrimiçi mağazalar yapıp, daha çok ürün satıp, hatta Mars'tan canlı örnekleri getirmiş gibi oluşturulan sanal aleme seviniyor, oralardan arsa satın alıyoruz. Bana biri anlatabilir mi bu sanal alem neden bu kadar hyplenması gereken bir şey? Çünkü dışarıdan yine yönlendirilen bir insan sürüsü gibi hissettiriyor bana. Yazarken boğuldum. Bu kadar mı ahmağız?).

Özgün olduğunu, sanat yaptığını ima edenler ya da gerçekten bilim yapıp gelecek insanlık adına çalışanlar ise sadece 2'nin, asıl aykırılık olan tek sayılarla bir varyasyonunu oluşturmaktan başka bir şey ifade etmiyor.


-Mat101 Kural #7; tek bir sayı, çift bir sayıyla çarpılırsa o sayı çift olur.


İnsan, düşünen, kazanan, sorgulayan, deneyen, çıkarıcı vb. hayvandır. Maddi farklılıkları bir kenara koyarsak, insan zihninden çıkabilecek fraksiyon miktarını hayal dahi etmenin mümkün olmaması gereken bu dünyada, para kazanma amacı güdüyoruz. Herkes diyemeyeceğim ama insanların büyük bir kesimi böyle. İşin daha kötüsü 2'ye biat eden insanlar öyle bir noktaya geliyor ki o kadar büyük bir sayı oluyor ki artık üzerindeki o yükü çıkarıp atmaya cesaret edemiyorlar. Onları var eden tek şeyin 2 olduğunu biliyorlar. 'Onsuz ne olurdum ben?' sorusu, en büyük sporcunun dizlerini titretiyor. Hatta o kadar aciz durumda oluyorlar ki bazen karakterlerini o kadar yüksek sayıya getiren ve balonlarını dolduran gazı, onları durmadan besleyen 2'yi, tek hakikat ve gerçek gibi görmeye başlayıp onun destekçisi oluyorlar.


2 uğruna öldürülen 1'ler, canları yakılan 3'ler, atom bombasıyla anında yok olan asal sayılar, açlıktan ölen ya da köle olan, renkleri koyu ama hepimizden daha yetenekli 9'lar, çocuklarına bakamayıp intihar eden 5'ler, kanser tedavisi olmak istemesine karşılık bakanın bizzat cebinden para çıkarıp "al bunu tedavi ol" dediği 7'ler ve hatta sadece daha büyük sayı olduğu için başka çift sayılar tarafından sömürülen diğer çift sayılar, 2 ve onun destekçilerinin umurunda değil.


Artık bana dayatılan 2'yi değil, kanımda dolaşan 7'yi keşfetmeye başladım ve asıl hayat gayem bu keşif. Ölene kadar. Her geçen gün, birey olarak tek sayılarla bütünleştiğimi hissediyorum. Hepsi birbirinden farklı, hepsi kendine ait bir hayata sahip ve tamamen mantıklı(!) olmasalar da kendilerine ait bir karakterleri ve özgünlükleri var.

Tahmin edersiniz ki bu durum toplum için oldukça garip. Yer yer ilgilerini çekiyor olsa da performansta ya da karakterdeki 2'yi göremedikleri için bu durumu samimi bulamayıp, içselleştirmek onlar için oldukça zor oluyor.


Demek istediğim şey, bir insanın ne kadar büyük bir sayı olduğu değil. Bir insanın ne kadar durağan ya da aksiyon dolu bir hayat yaşadığı değil. Bir insanın kaç adet hayat kurtardığı da değil. Zamanla değişecek olan karakterimizi, kendi sayımızı keşfederken 2 yerine değil de gerçekten merak ve keşif uğruna yontmalı ve bu bağlamda en yüksek basamaklı sayı ben olmalıyım hissiyatına kapılmamalıyız. Her sayı birbirinden daha özeldir. Miktarı ise anlamsız bir standarttır.


Kendimizi tanıyıp hakikat kuşağındaki yerimizi bildikten sonra mutlu olmamak için bir sebep yok. Ya da seni hayatta hissettiren hangi hisse onu hissetmek için..


Hey, hala 2'ye bölünebiliyorsun ve en adil yasalar karşısında tek hatanla tek basamaklı olursun.

Korkma, seni bekliyoruz orada. 2'den daha samimi olacağımıza söz veriyorum.


30'a 1 kala.


51 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör