top of page
  • Yazarın fotoğrafıShiv

Budama Mevsimi

Annemin gençliğini bir klan gibi yaşamış olduğundan, söylemekten çok keyif aldığı ve belki de hepimizin bildiği bir laf var; "Birlikten güç doğar."


Aslında lafın özü çok haklı, birbirine kenetlenmiş bir toplumun, ailenin ya da arkadaş grubunun, özellikle donanımlı bir grubun, üstesinden gelemeyecek bir sorun yok şu dünya içerisinde. Ben de severim bu grubun içerisinde olmayı ama benim keyif alma sebebim sorun yenmek hiçbir zaman olmamıştır. Sorun denilen şey, her zaman yenilmeye yüz tutar. Ortalama zekaya sahip insanlardan oluşan bir grup için -hele ki egosundan bir nebze de olsa sıyrılmış- sorun yenmek, nefes almaya benzer. Hakkında konuşulmaz bile, ben bunu yaptım, sen bunu kırdın diye...


Benim sevme sebebim; yeni karışımlar yaratmak, hem ortamı hem de ortam içerisindeki malzemeleri değiştirmek, acaba ortaya nasıl bir karışım çıkartacak diye merak ederdim. Gerçi bu tarz durumlarda klişe bir lafım vardı benim. Kimin geleceği ya da nereye gideceğimiz konusunda, çünkü her karışımdan haz alacağımı (son 1-2 seneye kadar), her karışımdan farklı bir öğreti çıkartacağımı biliyordum;


-Fark etmez.


Garip olan şudur ki; bunu kullanırken karar vermekten çekindiğim için değil, aslında verilecek kararın, ne olursa olsun, etrafımdaki insanlar için çok da etkili bir faktör olmadığını düşünmemdi. Ha alttaki bara gitmişiz, ha kart oynarken birbirimizi sinirlendirmişiz ya da kurbanda kuzu kesmişiz (Bu aile adetlerindi, herhangi bir hayvan kesmedim bu güne kadar ahaha).


Mekandan ve aktiviteden ziyade birbirimizdik, bizi mutlu eden şeyler. Nerede ya da hangi videoda duydum bilmiyorum ama bizim rahmetli Ais'in de Ankara insanı için yaptığı bir tespit var; Ankara çukurdur, bizimkilerinse denizi yoktur, der. Ankara insanının sosyalleşme ya da dertleşme malzemesi yine insandır, der.


Derdi...


O günler oldukça geride kaldı. Hem biz yaşlandık, hem de Ais, artık Ezhel oldu. Bunu bana kesinkes hissettiren, şarkılarında kullandığı Auto-tune değil de, geçen hafta yalnız başıma yaptığım geziydi. Cuma'yı da içine dahil ettiğim ve durmadan batıya doğru gittiğim gezi.


Oturup burada şurayı gezdim, şunu yedim, aman Allah'ım o mekan harikaydı, şu restorana gidin gibi bezirgan kafasında size bir şeyler anlatmayacağım, çünkü haddime değil tavsiye vermek bu konuda. Ama şunu söyleyebilirim, yediğiniz bir öğle yemeği için çözümü 4 saatlik bir sorunsal yaratarak hayatı bükmeye çalışmaktansa -ki bunun amacı sadece sosyal statü herkes biliyor o bizim etçi reisi- birkaç dakikada aldığınız kararımsılar ile bilmediğiniz yerlerde bir şeyler yiyip, yeni insanlarla iki dakika bir şeyler konuşarak kendinizi hayat denilen akışa bırakmak, çok daha keyifliydi. En azından benim için KusUr-et'te bir hamburger yemekten daha lezzetliydi.


Kuzenimi ve eşini, ayrıca benim için değerli birkaç insanı görmüş olmanın verdiği anlık huzurun yanı sıra, devamında getirdiği öğreti daha da huzurluydu benim için;


Çağdaş eğitim sisteminin getirdiği pragmatizm amaçlı dünya yorumlama şeklimizin, bir toplum içerisinde sadece lider olunduğu zaman, başarı elde edildiğini söylediği modern grupların içerisinde meydana gelen anlamsız çatışmalardan oldukça yorulmuş durumdayım. Herkesin fikri var ve buna saygı duymalıyız, hikayesinden de... Giderek yalnızlığı istiyorum, bu sefer haklı sebeplerimle.


Toplumdaki herkes kraliyet ailesine ait olduğundan, saçından bir tel kopsa ego sıçramaya başlıyor. Bir karar almak için o saç telini de kırka, ne kırkı (Bahçeli duymasın) seksene yarmamız gerekiyor. Böyle bir durumda kurulacak herhangi bir topluluğun birbirine kenetlenmesi de oldukça zorken, uzun süreli olması neredeyse imkansıza yakın.


Konunun başında bahsettiğimiz birlikten doğan güç, artık tekilleşildiği zaman ortaya çıkmaya başladı. Çünkü bu tarz kararımsılar almak için kesinlikle tek kalınması gerekiyor.


Belki dönemseldir ama içimdeki tekilliğin bu kadar ağır bastığını neredeyse hiç hatırlamıyorum. Biliyorum, çok şey kaybedeceğim, hem estetik hem mantık açısından ama mutluluğu o karışımda aramıyorum, geçen haftadan sonra. Hakkınızda bir övgü geldiği zaman ortamda hissedilen haseti de, eleştiri geldiği zaman devam eden alayları da istemiyorum artık. Ve güç kavramınızdaki yanılsamaları da...


Kapak Görseli: Dragged out from comfort zone - Koveck (Antonio Garcia)



37 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Sulu Beyin

Comments


bottom of page