• Shiv

-1

Her insanın ailesi haricinde hayat bilgisi ve pratiği edinebileceği insanlar olmuştur; arkadaşlar, dostlar, sevgililer... Karakterimizin her ne kadar temelini ailemizden almış olsak da yakınımızda tuttuğumuz insanlar bizleri isteyerek ya da istemsiz yönlendirir, toplum nezdinde iyi ya da kötü özellikler edinmemizi sağlar. Bunu biraz sürtünme sonrası elektron paylaşan cisimlere benzetirim. Evet, bizi oluşturan temel elementler ebeveynlerimizdir ama bizi duruma göre nasıl yüklenmemiz gerektiğini gösteren kişiler arkadaşlarımızdır (en azından benim için öyle). Direkt neyi nasıl yapmamız gerektiğini söylemesine gerek olmadığını hepimiz biliyoruz. Zaten beynimiz, içinde bulunduğumuz durumdan keyif alıyorsak, karşılaşılan benzer durumlarda örnek alınan insanın (arkadaş ve aile) gösterdiği tavırları otomatik göstermeye zorlar vücudu. O kişi sizi çekmiştir, siz de onu. Elektron paylaşmaya başlamışsınızdır artık onunla. Ortak bir paydanız vardır. Tabii bizi yükleyen insanlar ikili bir durumda olmak zorunda da değildir. Bazen 20 kişilik grup halinde de olabilir bu çekimi sağlayan parçalar, bazen 4-5 de.


Üniversiteye yani başladığımız zamanlarda böyle bir topluluğumuz vardı, sayıyı sallamak istemem ama 20 kadar vardık. Hatta ben bu gruba baya dışarıdan dahil olduğumu bile söyleyebilirim. Bir arkadaşımın grubuydu ama işte çekim olunca insan kendini bırakıyor akışa. Çok konuşkan, çok düşünen, çok hareketli, çok duygusal... her çeşit insan vardı ve bir tekilliği oluşturduğuna inanıyordum o zamanlar. Tabii insan egosu işin içine girince gruplaşmalar, entrikalar, kişisel zevklerle parçalanmalar oldu. Uzun bir süre 6 kişi kaldığımızı hatırlıyorum. Yediğimiz ve içtiğimiz hiçbir şeyin ayrı gitmediği dönemleri, beraber yapılan tatilleri, beraber edilen kavgaları, beraber ders çalışmaları ve fikir alışverişlerini...


Artık bu 6'lı, birbirinin karakterine işlemeye başlamıştı. Hepimizin farkında olduğu bir durum vardı ki grup içerisinde herkesin bir rolü vardı ama grup dışında herkes bu arkadaşlık ilişkilerinden öğrendiklerini yansıtıyordu dışarıya. Sanki beynimiz bölünmüş, karşılaşılan durum karşısında yetkinliği kimin fazlaysa onun gibi davranmaya başlamıştık. Aramızdaki ilişki artık kelimelere ihtiyaç duymayacak duruma gelmişti. Zamanla organik bir yapının bütününü oluşturmaya başlamıştık. Hatta bu bütünlüğü zarar verecek bir aksiyonda kişiyi uyarma gibi durumlarda söz konusuydu. Bu yüzden birini haksız yere gruptan şutladığımızı bile hatırlıyorum. Umarım daimi mutlu olur kendisi. Ama çocuktuk ve hala büyümeye devam ediyorduk. Yaşadıklarımız bizi olgunlaştırmaya(!) ve pişirmeye devam ediyordu.


Velhasıl kelam fazla pişen bu grifli yapı, çatlaklara sebebiyet vermeye başladı. (Paradan nefret etmemin bir sebebi de bunu gösterebilirim, ekonomik özgürlüğünü ne zaman bir insan eline alırsa o zaman karakterinde oynamalar gördüm.) İlk iki kopuş mezuniyetten sonra gerçekleşti. Kendi hayatlarını ve doğrularını tek doğru olarak gören kankalarımız hayatlarını yaşamak uğruna ayrıldı gruptan. Sorarsanız ama biz yalnız bıraktık onları. Devamında gelen kopuş ise geçen cumartesi oldu. Diğerleri neyse ama bu biraz yıpratıcı oldu. Çünkü gitme sebebi, kendisi için seçtiği hayat arkadaşı oldu. Ne hayat arkadaşı ama..


M sevdiğim arkadaşlarımdan biri. Birbirimizin en derinine işlediğimiz karakter özelliklerimiz mevcut. Yaşadığım en aksiyonlu durumların bir çoğunda o da vardı. Zeki ve mantıklı biriydi. Eğlenceli, muhabbeti keyifliydi. Hırsına yenik düşmez, durması gereken yeri bilirdi. Çalışkan ve disiplinli biriydi. Kafasına koyduğunu ilmik ilmik işler ve sonunda istediğini alırdı. Yeri geldiği zaman en aktif kişi olabilirken bazen kendi haline takılmayı severdi ancak manipülasyona açıktı ama ne yalan söyleyeyim. İnanmak istediği bir yalan olursa, kaptırır giderdi kendini.


Birkaç yıl önce kendisine bir eş seçti ve onunla beraber yaşamaya başladı. Ancak seçtiği kişinin başlarda sergilediği anlamsızlığının kendisi de farkındaydı. Hatta bu nedenle 3-4 ay boyunca bizimle tanıştırmadı. Karanlık olduğunu zanneden bu kadın, M'in karanlık merakını dürttü. Ancak karanlık olduğunu zanneden -kişisel fikrim, baştan aşağı özentilikten oluşan, vasıfsız, anlamsız, ahlaksız, manipülatif, zulmetmeyi seven, ayrıca bunları yaparken çok gizli ve sinsi olduğunu zanneden- bu anlamsız kadın, M için oldukça ilgi çekici gelmişti. Hayatını mantık çerçevesinde her konuda anlamla geçiren M, anlamsız bir şeyle karşılaşınca etkilenmişti belki de.


-Bir insan bu kadar boş yaparak nasıl var olabiliyor, Wooow!?-


Ancak bu anlamsızlığı bizim garip karşılayacağımızdan emin olan M (Kendisi de farkındaydı. O kadar eminim ki farkında olduğuna. Ama anlamadığım bir şekilde istiyordu onunla olmayı.), ne yapacağını bilmediği durumlarla da karşılaştı. Arkadaş grubumuz tarafından kabul görmesi için ufak oyunlar, vasıfsız ve içten pazarlıklı hareketler, bizim arkadaş ortamımızda gösterdiği samimiyetsiz sevimlilikler ve takındığı maske kabul görmedikçe kafayı yiyen bu anlamsız kadın, M'i elimizden almaya başladı. M'in bu durumun farkında olduğunu düşünüyordum, bu yüzden müdahale etmek istemiyordum. Zaten haddime de değildi bu konu. Ama işin sonunda bir tercih yaptı ve bizim yerimize onu istedi hayatında M. Tercihle beraber, hayatında onu M yapan bütün karakter özelliklerini de bırakmıştı zaten.


Onun hayatına kimin girip çıkmayacağına karışamam. Bu onun bileceği bir şey. Ama sevdiğim insanlara kendisini zeki ve üst düzey (anlamsız kadının kendisi hakkındaki düşünceleri) olarak lanse edip ona zarar vermeye çalışan, onun hayatına çöken, hayatını manipüle eden bir kadını sevmeme hakkına da ben sahibim. İçini boşalttığı adamın gerçekten bir seveni olarak senin üzerinde ahım var, anlamsız kadın.


O kadının karşısına çıkmayı her gün bir önceki günden daha fazla istedim. Suratına yaptıkları saçmalıkları ve duygusal manipülasyonları bir bir vurmayı her gün daha da arzuladım. Ama M'e olan saygımdan dolayı sessizce kenarda bekledim, bitmesini umarak. Hatta aralarında bozulmalar olduğu zaman mutlu dahi oldum. Ama sonunda aşkın gücünü gördük. Ne güç ama!? Anlamsızlık abidesi olan kadına aşık olan M, en sonunda her şeyi terk edip onunla yaşamak uğruna bizimle görüşmeyi reddetti.


Anlamsız kadın kazandı.


Pişman olduğum tek şey, onun hakkında düşündüklerimi sana söyleyememem M. Ama biz organik bir gruptuk, söylemesem bile neler hissettiğimi anlamışsındır. Anlamadıysan da özür dilerim. Elimi taşın altına koymalıydım, haklısın.


Bir gün yalnız kalacaksın. Zaten oldukça yalnızsın ama bunun tamamen farkına varacaksın. Eğer içinden zerre kadar konuşma isteği olursa, yaz kesinlikle. Seni bekliyor olacağız biz de.


Bol şans o karanlığın içinde.


Kapak Görseli : Huisman Concepts Inc. - Dead End.



8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör