top of page
  • Yazarın fotoğrafıShiv

Yek-i Şeş'e Dü Kala

"Tim Duncan" diye basketolcu vardı, benim çocukluk yıllarımda o kariyerinin sonlarındaydı. İnanılmaz soğukkanlı, eski tip bulldozer tarzı pivotlardan ziyade o zamanlar şut atabilen nadir pivotlardan biriydi. Benim oynadığın basketbolda da etkisi büyüktür. Ne yalan söyleyeyim ona özendiğin ve ondan öğrendiğim çok hareket vardır. Cam'dan şutlar, post-reverse pivot hareketleri, yüksek fundamental ve asla konuşmayan bir çene. Evet, sahada konuşmaktansa iş yapmayı severdi Timothy. Ne olursa olsun, kazananın ya da kaybedenin bahanesi olmadığını bilirdi. Eğer başaracaksan bir şeyi, başarırsın. Gerekli olan her şey oradadır, yapmak gerekeni defalarca pratik yapıp, hareketleri mükemmelleştirmek gerektiğini bilir. Hatta bir playoff serisi sırasında verdiği bir demeçte, bir taşı kıran son vuruşun, o taşı kıran yegane şey olmadığını, daha öncesinde tepesine inen ve onu zayıflatan defalarca vuruşla beraber vurulan son vuruşun taşı kırdığını söylemiştir.


Aslında tam anlamıyla modern bilim de bu değil midir? Hata yapmaktan korkmayan ve defalarca zorlayan, zorlayan ve zorlayan bir disiplin. Elinde sonunda tabii başarılı olacaktır, makul bir seviyede zeka ve eğitime sahipse. Devamında ise ne dayanabilir mermer o darbelere ne de bazalt bre.


İçimde tutamayacağım, bu durum bana hiç ama hiç doğru gelmiyor.

Doğrudan daha çok "hayatın yegane sırrı" gibi davranılması bana garip geliyor diyelim.


Neden mi; "Rastgelelik"in bu kadar aşağılanmaması gerektiğini düşünüyorum. Defalarca aynı hatayı yaparak, sonunda başarılı bir şey elde etmenin insan için nasıl bir kazanç sağladığını anlayamıyorum. Biliyorum, kurgu içerisinde ihtimaller ne kadar artarsa bu hareketin olasılığının hesaplanması da o kadar sonsuza yaklaşacaktır ama defalarca zihnini bu durum için zorlayıp bükmek ve sonunda yıllarca uğraştığın şeyi, tekrar yaptığın için başarılı sayılmak?


Bu maymun muz soydu!!

Hemen nobel beyler.


Hadi ama! Bir tek bana garip gelmemeli bu durum.


Tamam işin niteliği elbette bu noktada tartışılacak bir husus fakat; sürekli ama sürekli ama sürekli aynı şeyi tekrarladığı için ve bu tekrarların bazılarının, ihtimaller dahilinde daha özel olması nedeniyle başarılı sayılması, devamında ise muzu tersten açan maymuna Nobel fizik ödülü verilmesi, tamam saçmalıyorum.


Bu insanların çalışmalarını hor görmüyorum, ben kimim hor göreceğim ya. Vasat bir adam, kafası karışık sadece ama Dünya neden güzel (!) biliyor musunuz? Milyarlarca, ne milyarı sonsuz ihtimalin içerisinde rastgele oluşan hayatın bir parçası olduğumuz için. Düzenli olarak hayatı ortaya çıkarmaya çalışan kaostan oluşan bir evrenin eseri değil de, çooooook uzun zaman boyunca rastgelelik içinde savrulup, devamında ise doğru an geldiğinde, hakikat kumaşının frekansına uyduğunda ortaya çıktığı için.


Basketbol topunu eline asla almamış, mağaradan çıkan birinin orta sahadan soktuğu şutun estetiği ile Curry'nin soktuğu binlerce orta saha şutunun hissettirdiğini bi' düşünelim.


Biliyorum, saçmalamaya devam ediyorum ve bu durumu kumar bağımlığına bağlamak istiyorum. Ne kadar paran olursa olsun, bu bağımlılık bir kazanma arzusu mu? Yoksa milyarda biri yakalayıp, rastgeleliğin merkezinde ve 'O an'ın başrolünde bulunma isteği mi, sahte rastgeleliğimizin estetik merkezi olma isteği mi?


Estetiği 52'de aramak mı?


Tamam susuyorum :)


Kapak Görseli: Benjamin Sack - Opus of Time


17 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Sulu Beyin

bottom of page