top of page
  • Yazarın fotoğrafıShiv

Nāḥāš

Bundan 5-6 sene önce bir arkadaş toplantısında sohbet ederken grup içerisindeki herkes için 2 kelimelik bir lakap bulma diye bir aktivitenin içine girdik. Kime ne denildiğini hatırlamıyorum ama daha önceden bahsetmiş de olabilirim bana; "Modern ilkel" diye bir tabir lakap buldu arkadaşım. İlkel gibi yaşadığımı, fazla yabani olduğumu ama eğitim aldığımı ve yeri geldiğimde de kullanabildiğimi ima etti diye düşünüyorum arkadaşımın. Üzerinde düşününce biraz, acaba bana 2023 model davar mı demek istedi diye şüpheye de düşüyorum :)))


Süper ilkel (2023 model ilkel yani) ve gerçek modern olmak arasında ince bir çizgi yok. Çok kalın bir çizgi var, ayırt etmek hiç o kadar zor da değil. Ama bu ikisi arasında nerede olacağını seçmek, oldukça zor. Minimum seviyede beynini yoran, sistem tarafından önüne sunulan endüstriyel ürünler arasında seçim yapan ve kendini özgür zanneden, beynini kullanmak yerine davar gibi yaşayan, sadece çiftleşen ve maddiyat kovalayan biri olmak mı yoksa içgüdülerine karşı çıkıp, karşı çıkmak demesek de yönlendirerek kendini geliştiren ve toplum adına bir şeyler üretmeye çalışan kendi isteklerini arka plana atan biri olmak mı?


Bu seçimin zor olmasının sebeplerine (safsata) ilkel dönemlerde biyolojik olarak erkeklerin güç arzusunu ve kadınların anne olma durumlarından dolayı, bebeklerine sağlamak istedikleri güven ortamı nedeniyle maddeye daha yönelik olmasını sayabiliriz.


-Ne alaka !?!1!bir


Biraz anlatmaya çalışayım kafamdaki saçmalıkları;


Şimdi her şeyi kenara bırakalım. Kendi içimizde dürüst olalım. Benim etrafımda böyle olduğu için konuyu dünya geneline taşımaya tabii gerek yok ama hep beraber bir düşünelim.


Sadece düşünelim, kime ne zarar gelir düşünmekten :)))


Etrafınızdaki kadınların daha fazla madde arzusu olup olmadığını düşünün. Anneniz, kız kardeşiniz, anneanneniz, kız arkadaşlarınız vb... Altınlar olsun, yüzükler olsun, elmaslar, taşlar, ev eşyaları, teknolojik aletler, arabalar, yatlar, katlarrr....


Bir de erkeklere gelelim şimdi, tabii ki madde düşkünlüğüne sahip olan erkekler kesinlikle var. Hatta sayıları giderek artıyor da, en azından benim etrafımda (Bu tiplerin fazla metroseksüel olması ve çağdaş olmanın sadece iyi görünmek olduğunu düşünmeleri de yan özellikleridir). Ama hem bunların sayısı kadınlara göre daha az, hem de maddeye dönmelerinin temel nedeni cinsel dürtüleri ve bu dürtünün yönlendirdiği güç arayışı.


Ve şimdi modern dünyada -modern kelimesini çok seviyorum, ilkel olmayan anlamına gelmesi gerekirken şu an süper ilkel anlamında- toplum, ilkel dürtülerini kontrol altına alması gerekirken, karşı cinsten özelikler edinip (Alfed Adler, İnsan Tanıma Sanatı) makul dengeli bir karakter oluşturması gerekirken, kadının maddiyata düşkünlüğü ve erkeğin cinsel açlığı gibi ilkel dürtülerin üzerine kurulu bir sistem üstünde duruyor, pardon gelişiyor, durmadan da ilerliyor kudretle.


İlkel değildik hanii?!?! Bunu Adem'le Havva'da yapıyor abi, hadi ama.


Bir taraf bizi maddeye çekerken, diğer taraf ahlaksızlık peşinde toplumu daha da kutuplaştırıyor. (Ahlaksızlıktan kastım; cinsel dürtüleri kullanmak, cinselliği anlatan kıyafet giyip çağrışımlar yapmak, daha çok erkeksi ya da kadınsı, en errrkek Ahmet ve en kaaadıııın Ayşe vb. gibi söylemlerden bahsediyorum. Bu da kutuplaşmak demek. Yoksa kimin eli kimin cebinde ya da kimin ahlakı kiminkine göre umurumda değil. Konu, kutuplaşmak.) Ve özür diliyorum, 60 kere tekrarladım ama bu ikililiğe modernite deniyor.


-Şeeeey ama vibratörümüz var ve benim sevgilim eski sevgilimin open love'ı. Modern olmuyor mu bu?-


Bununla ilgili Oscar Wilde'ın bir sözü var;


"Everything in the world is about sex except sex. Sex is about power."


Dünya'da cinsellik dışındaki her şey cinsellikle ilgidir. Ama cinsellik güçle alakalıdır.


-Gel de bu adamı öpme ama Ertem'in Rüştü'yü öpüşü gibi, öyle gönülden...-


Adam diyor ki; Adem'in vücuduna zihin koyulduğu an, arkasındaki Havva zaten oradaydı ve "eğer beni istiyorsan o elmayı bana getireceksin" demeye başlamıştı. Daha adam, bilinç ne beyin ne, bilgisayar yeni açılıyor, Bam! Anında bir istek, bir yönlendirme, bir baskı...


-Benim dünyama hoş geldin yakışıklı.. Şimdi çalış ya da savaş bana ne, ama ben bu elmadan sıkıldım.


Bu durum o günden bugüne kadar değişmedi. Feministlerin bahsettiği toplumsal rol denilen şey, toplum olmadan önce de o şekilde oradaydı. Kadınlar bu durumu, onlara dayatılıyormuş gibi gösteriyor olmaları, işin gerçeği mi emin değilim ama aciz durumdaymış gibi rol yaparken kendi isteklerini dayatıyor olduklarından oldukça eminim. İstedikleri olmadığı zaman da yenisini bulduklarından...


3-5 tane kadın böyle değil diye genelleme yapmak doğru olmuyor ama genelde kadınların kullandığı bir genelleme var;


-Parasız erkeği, annesi sever :)))


+Gaddar dişilliğin olmadığı dünyayı da ben severim.


Dinci kesimlerdeki kadın düşmanlığını anlayabiliyorum. Radikal tipler bu tip ahlaksızlıkları (yukarıdaki anlamda) dişilliğe benzettikleri için direkt ket vuruyorlar kadınlara devamında ise kullanıyorlar kaba güç ve sınıflandırma. Anlamak demek doğru denilmez, öyle hissetmiyorum ama zihinlerini bulandıran ve onları yollarından çıkarmaya çalışan kavramlardan birisi, toplumdaki yoğun dişillik. -Kadınlar demiyorum, dişillikten bahsediyorum.- Yaratılıştan itibaren gelen ve erkekler üzerinde bazen keyfi ama kesinlikle baki olan dişillik...


Devamında baskılanan cinsellik ve erkekler tarafından yapılan sapkınca, sapıkça dinsel tören adı altındaki aktiviteler...


-Siz de kanmasaydınız kardeşim, errrrkeksiniz ya.


Neden kadınların şeytanla bağdaştırıldığı ve cahiller tarafından neden cadı diye yakıldığı açıkça ortada ki o zamanlar insan canına verilen değer, patatesten daha farklı değil. Kimseye şeytan demiyorum ya da cadı, hepimizin içinde tabii ki var bu karanlık ama içinizdeki bu şeytanı kullanma arzusu ve karşı duramama durumu, tamamen karakterimizle alakalı. Ve benden daha iyi biliyorsunuz -bu bir genellemedir- başımızın sıkıştığı anda, en modernimiz bile dönecek o şeytana, insanlığı maddiyata gömen ve insanları yönlendirirken haz alan kukla ustasına.


Ve umut ediyorum bir gün hepimizin savunduğu o feminizm erkek egemenliğinin yanında dişilliğin karanlık tarafını da ele alacaktır, topluma verdiği zarar bağlamında.


Kapak Görseli: Adam and Eve are driven out of the Garden



23 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page