• Shiv

Bir ben var benden öte

Güncelleme tarihi: 13 Oca

Bazen ateşin içine düşmek işe yarayabiliyor. Biraz kaynamak, fokurdamak ve buharlaşarak hafiflemek gerekiyor. İçinizdeki zehri, kimseye zarar vermeden dışarı atabiliyorsanız, zihnen sağlıklı olmayı becerebiliyorsunuzdur. Sessiz kalmayın. Gerekirse kendi kendinize sizi rahatsız eden durumu konuşup, tartışınız. Yapıcı olarak, yıkıcı değil :)


İçeride biriken maneviyatın ve bu maneviyat sayesinde elde edilen kurgunun, elle tutulur bir şey olduğunu görmek gerekiyor. Bilimsel olarak örneklersek daha güzel anlaşılabilir. Bir reaksiyonun başlaması için gereken aktivasyon enerjisine ya da bobinlerde kullanılan indüklemeye benziyor. Sistemin düzenli olarak çalışması gereken anlık/aktüel enerji değil de, sistemi ateşlemek için başlangıçta kullanılan, anlık tüketimden daha fazla olan başlatıcı enerji gibi. Maneviyat esanslı maddiyatın, pro-aktif davranmanın en can alıcı noktalarından biri de bu. Bu enerjiye girişkenlik de diyebiliriz aslında. Ancak bu enerjiyi hangi duygudan aldığınız biraz önemli. Bir konuya hırslanmak ya da birine sinirlenmek de olabilir. Ya da çocukluk hayalliniz olan "insanlara yardım" adı altında bilime yardım etme isteği de olabilir. Hırs değil de "azim" denebilir son örnek için.


Ancak bu enerjinin kökü oldukça önemli. Eğer yeterli oto-kontrola sahip olmayan bir insan, bu enerjiyi hırstan alırsa ihtiyaç duyduğu her an hırsa başvuracak. Hasetle yaşamaya devam edecek. Daha kötüsü öfkeden alması durumunda her an patlayan bir volkana dönmesi oldukça mümkün. Çünkü bir şeyler başarmak için daha önceden işe yarayan öfke, ensesinin arkasında harekete geçmek için uykusuz, nöbetinde bekliyor olacak.


Dün öfkemi ve hırsımı yönetemeden bir şeyler saçmaladım yine. Aslında silmek istiyorum ama bana da örnek durumunda o iki yazı.


Neyse, zararsız bir şekilde içeride ki zehir dışarı atılabilirse, insan için "üretkenlik" anlamında faydalı da olabiliyor demiştik. Yazdığım yazıların kalitesi hakkında konuşmuyorum şu an. Söylemek istediğim şey, insanın içine yerleşen bir girişkenlik şevki. Üşenmek yok, sadece bir şeyler üretmek istiyorum. Birkaç kelime yazmak da olabilir, 3 boyutlu modelleme de ya da bulaşık yıkamak. Karar size ait.

(3 aktivite de çok keyifli tavsiye ederim. )


Bu noktada farkındalık anahtar rol. Perspektifi bir adım daha geriye çekip anlık duygularımızı fark etmeliyiz. Sinirli olduğumuz anda sinirli olduğumuz formu kabullenip bu sinirin getirdiği enerjiyi yönlendirmek oldukça önemli. Siniri ya da sizi ateşleyen duyguyu fark etmeden yaşamak, sizi o anki duygunun esiri yapacaktır. Ama sinire biraz sinsice yaklaşıp, onu üst çerçeveden yakalayabilirsek ve devamında aslında sinirli değilmişsiniz gibi davranıp bu durumu manipüle edebilirsek, oldukça üretken olabiliriz. Anlaşılması güç biliyorum, bipolar bir bozukluk gibi aslında. Sinirli sizi kontrol eden sakin diğer sizden bahsediyorum. Kendinizi benliğinizden soyutlamanız gerekiyor.

Sinirliyken sadece sinirli bir siz yoksunuz. Sinirli benliğiniz ve bu durumu keşfetmek isteyen üst bilinciniz. Ama önce o üst bilinci keşfetmek gerekiyor. Farkındalık oldukça önemli ve pratik isteyen bir konu.


Maddi bir örnek verip durumu özetleyeceğim; Siniriniz, sizin çocuğunuz. Daha ayakta durmayı bilmiyor. Siz onun yapacaklarını üst çerçeveden izliyorsunuz ve yapacakları o kadar kısıtlı ki her şeyin farkındasınız. Eğer bebeğinizi yönlendirmezseniz gidip sobaya da dokunacaktır, merdivenden de düşecektir. Ama onu adım adım, bilinçli şekilde eğitirseniz bir sonraki sinir krizinde bu farkındalık sayesinde bir deneyime ve devamında üretkenliğe dönüşecektir sizin için.


Bizler birer duygu makinesiyiz. Bütün duygular bizim yakıtımız. Dışardan aldığımız sevgi ve mutluluğu içeri de öğütüp, farklı şekillerde yansıtmalıyız. Aynı durum öfke ve hırs için de geçerli. Öğütebilmek, faydalarını ve zararlarını ayıklayabilmek, iki durum için de çok önemli.

Beyaz ya da siyah hangi duygu olursa olsun, yönlendirilmezse büyümeyen bir bebek gibi kalacaktır içinizde. Ve siz duygularınızın, o bebeğin esiri olarak kalacaksınız. Bebeğinizi büyütmeye ne dersiniz?


Bol safsatalı, mutlu yıllar.


Kapak Çizimi: Emmanuel Lafont



34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör